Yakut;
Hem Büyülü, Hem de Nadide!
Çok sert ve erime noktası 2050°C olan değerli bir taştır. Sertliği elmastan sonra en fazla olan ve ultraviyole ışınlarını yansıtmadan ileten bir özelliği olmasından ötürü ilk olarak lazer yapımında kullanılmıştır.
Çok nadir olarak bulunan bu taş en çok Burma’da sonrasında ise Afganistan, Tanzanya, Hindistan, Kamboçya gibi ülkelerde çıkarılmaktadır. En değerli ve kaliteli olanı ise Burma
Yakutu denilen tipidir. Güvercin kanı denilen bir kırmızısı ışık altında bellidir ve en değerlilerindendir. Ona bu kırmızı rengi veren içerdiği krom elementindendir. Divan edebiyatına ve mazmunlara konu olan "
Yakut-ı Gürgani” dir. Bu güneş ışınlarının en dik vurduğu yerlerde çıkar.
Kur’an-ı Kerim’de adı geçen 3 taştan biri olması ve Peygamber Efendimiz (s.a.v) ‘in Hadis-i Şerifinde yer alması sebebiyle de Osmanlı ‘da padişahlar ve hanımlar tarafından sıkça kullanılırdı. Zira Hadis-i Şerifte
"-Parmağınızda yakut taşıyın, parmak ile yakut birleşince bir şey ortaya çıkar. Yakut taşıyan suda boğulmaz. Yakutu dilaltına korsan susuzluk zail olur.”
Yakutun terkibinde insan vücudunda bulunan bütün maddeler madenler vardır. Yakut, insan yaratılışındaki artan malzemedir. O da toplanmıştır. Bu toplanan Nuh Tufanından sonra siyah olmuştur. Hacer-ül Esved odur.
Dolayısıyla yakut insan vücuduna birçok yarar sağlar, hem yüzük olarak kullanıldığında hem de tozundan birçok şifa inzal olmuştur.
Yakutun İnsan Vücuduna Fayları;
Eski çağlarda beyin ve akıl hastalıklarının tedavisinde, hatta veba hastalığından yahut zehirlenmelerden korunmak için de kullanılmıştır.
Batıda ise krallar tarafından yalnız asilzadelerin kullanmasına izin verilmiştir.